Yazdır

Akşam gazetesinde Yalçın Pekşen'in yazdığı makale:

'Düşünen Siyaset' adlı bir dergi elime geçti. Sahiplerini tanımam, Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Kılıçbay'ın adını uzaktan duymuşluğum var ama kendisini tanımam. 
Bunları eş-dost işi bir tanıtım yazısı yazdığım sanılmasın diye anlatıyorum. Kendilerini kutluyorum. Medya holdinglerinin avuç dolusu para pompaladığı, adı büyük, kendi küçük dergilere fark atacak çarpıcılıkta konulara ciddiyetle eğilmişler. 


Şubat 1999 tarihli ilk sayıları bütünüyle 'kriz'e ayrılmış. Umarım 'hangi kriz ?' demiyorsunuzdur. Bir çok ilginç yazı var ama ben Attila İlhan ile yapılan söyleşiye takıldım. Konuşma A. Öcalan'ın ele geçirilmesinden çok önce yapılmış. Dolayısıyla mevcut durumun üzerine oturmuyor ama mevcut durumu açıklıyor. 
İçinde baldır-bacak, Hülya Avşar, Sibel Can ve Banu Alkan olmayan dergiyi kim okur, kim takar, kim bakar? 
Onun için ben içinden alıntı yaparak daha geniş bir okur kitlesine duyurmak istiyorum. Yerimizin küçüklüğü yüzünden 'çok çok özetle' şunları söylüyor A. İlhan Ekrem S. Aral'ın 'Attila bey, ahval nasıl?' sorusuna karşılık: 


* * * 

- ...Türkiye soğuk savaş devam ettiği müddetçe yani Rusya onların (batılıların) başına bela olarak göründüğü müddetçe, ortadoğudaki bir muhafız, bir bekçi olarak onların işine yarıyordu. İşlerine yaradığı için de Türkiye'yi pek kaşımıyorlardı. Ama Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra birdenbire akıllarına geldi ki 'yahu bizim şark meselemiz vardı, biz bu Türkleri parçalayacaktık, ne oldu'ya döndüler. Bunun için evvela Ermenileri denediler, Asala olayını bilirsiniz ama yanlış hesap yapmışlardı, çünkü artık Türkiye'de Ermeni kalmamıştı. Baktılar bununla olmuyor, dışarda konsolos vurmakla bu iş olacak gibi değil...Kürtlere karar verdiler gene...Nasıl kullanırız? İşte bugünkü gibi... 
- ...Kendiliğinden isyan (Kürt isyanı) çıkmıyor Türkiye'de... Kendiliğinden çıksa, o zaman diyeceğiz ki tamam Kürtlerin birtakım talepleri var. Kürtlerin taleplerini görüyoruz. Mebus olma talepleri var. İkiyüz tane Kürt mebusu var Meclis'te. Yani o istediği zaman oluyor. Devletin yönetimine katılıyor, bakanı var, bilmemnesi var. Şimdi Kürt'ün kendi başına bir talebi yok. Ama Türkiye bir hareket (huruc: kabuğunu kırma hareketi) yaptığı zaman Kürtleri kullanıyorlar. 
- ...K.Irak'ta Türkiye'den de dahil olmak üzere bir parçayı koparıp orada bir Kürdistan imal etmek istiyorlar. Yunanistan nasıl İngiliz ajanı olduysa, bu Kürdistan da Amerikan ajanı olacak ve Ortadoğu petrollerine istedikleri zaman müdahale edebilecekleri bir üs sahibi olacaklar. Adamları da hazır. Barzani bu iş için hazır. Barzani'nin babasının ne dediğini biliyor musun sen ? 'Biz Amerika'nın herhangi bir eyaleti olarak yıldıza geçmeye hazırız' dedi... 

* * * 

Attila İlhan, bunlara benzer daha pek çok şey söylüyor. Yaklaşımının doğru olup olmadığından kuşkulanılabilse bile, burnumuzun dibinde, Irak'ın kuzeyinde, dostumuz ve müttefikimiz ABD tarafından, arzumuz hilafına bir Kürt devleti kurulma çabaları sapına kadar gerçek. 
Amerika Birleşik Devletleri Kürt sorunu konusunda hem bizim yanımızda, hem de çıkarlarımıza bütünüyle ters düşen bağımsız bir Kürt devletinin yanında... 
Öte yandan Kenya'da tam olarak ne olduğunu da hala anlamış değiliz. Apo'yu bize Kenyalılar mı verdi, Yunanlılar mı verdi, yoksa biz 'söke söke' ellerinden mi aldık? 
Kenya'nın gelişmişlik düzeyinin batı ülkeleri düzeyinde olduğunu bilenler, sonuncu sava pek ihtimal vermiyorlar. Zaten Avrupa ülkelerindeki PKK yandaşlarının bizi ve bizi destekleyen ABD'yi bırakıp, Kenya ve Yunanistan elçiliklerini basmasının da bir 'esbab-ı mucibesi' olsa gerek. 

20 Şubat 1999-Akşam