Copyright 2017 - Custom text here

Akşam gazetesinde Yalçın Pekşen'in yazdığı makale:

'Düşünen Siyaset' adlı bir dergi elime geçti. Sahiplerini tanımam, Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Kılıçbay'ın adını uzaktan duymuşluğum var ama kendisini tanımam. 
Bunları eş-dost işi bir tanıtım yazısı yazdığım sanılmasın diye anlatıyorum. Kendilerini kutluyorum. Medya holdinglerinin avuç dolusu para pompaladığı, adı büyük, kendi küçük dergilere fark atacak çarpıcılıkta konulara ciddiyetle eğilmişler. 

Emre Aköz'ün Milliyet Gazete Pazar'daki yazısı:

* 9 Şubat Salı 
TECAVÜZ... Mehmet Ali Kılıçbay yönetimindeki "Düşünen Siyaset" adlı derginin ilk sayısı çıktı. Genel tema: Kriz. Ekrem S. Aram, Attila İlhan ile söyleşi yapmış. İlhan (d. 1925) sadece şiirleriyle değil düşünceleriyle de birçok kuşağı etkilemiştir. Bu şöyleşide de yine provokatif laflar ediyor. "Türk halkı kendiliğinden kriz çıkarmaz. Türkiye'de kriz çıkartılır," diyor ve Adnan Menderes örneğini veriyor: "... mahkeme edilip asılmıştır. Çıt çıkmamıştır. Türk halkı hiç tepki göstermemiştir. Yani Türkiye'de kriz yoktur. Eğer olabilseydi, işte burada olurdu." Harika bir analiz, değil mi? Aklıma nedense, "Tecavüz kaçınılmazsa, zevkini çıkarmaya bak," lafı geldi. 

İktidar bir oyun mudur? Bu oyun sadece son iki yüzyıldır mı perdede? Monitörden görünen 'iktidar oyunu'nun son versiyonundan başka bir şey değildir diyebilir miyiz? Kimilerine göre iktidar arayışı isyanın dışavurumudur. Mutlu insan iktidar arayışına girmez; hiç kimseyi yönetmenin derdine düşmez.

Lotus Yayınları'ndan çıkan düşünce dergisi "Düşünen Siyaset", yirminci sayısında 'iktidar'ı ele alıyor. Dergi, iktidarın din, medya ile olan ilişkisinin yanı sıra iktidar çözümlemeleri ve entelektüeller, Türkiye'de iktidar sorunu ve kültürel kodları da iktidar bağlamında ele alıyor. Dergide makaleleri yer alan isimler ise başlıklar kadar çeşitlilik arz ediyor. Yusuf Kaplan, Erdal İnönü, Tevfik Erdem, Zuhra Khisamo, Turhan Ilgaz'ın da çalışmalarının bulunduğu 'Düşünen Siyaset', iktidar kavramının muvacehesinde sorularına cevap arıyor.

8 Ağustos 2005 / AKSİYON

 

Zaman'dan bir tanıtım:

Düşünen Siyaset dergisi dördüncü sayısında 'Ölüm'ü anlatıyor okurlarına. Asıl gerçek "olmak" ile gerçek dışı kalmak sınırındaki bu konuyu, düşünen kalemlerle seslendirip, düşünebilen ruh sahiplerine armağan eden dergi, ilk sayısından itibaren farklı konuları dosya konusu yapmasıyla dikkat çekiyor. Derginin sağlam bir zemine bastığının işareti ise düzenlilik kazanmaya başlayan yazar kadrosu. Ahmet Turan Alkan, Mehmet Ali Kılıçbay, Ahmet İnam, Süleyman Seyfi Öğün daha önce dergi sayfalarında gördüğümüz ve görmeye devam ettiğimiz isimler. Sosyal bilimlere dair konuları akademik dilin maluliyetinden uzak bir şekilde edebi bir tatla sunan derginin belki de en büyük kazancı bu. İbn Sina'nın Ruh Kasidesi'nden bir alıntı ile başlayan dergi, Voltaire'nin Ruh, Ölümden Sonra Dirilme ve Cehennem başlıklı yazıları ile son buluyor. Bu sayı iki ana bölümden oluşuyor: "Ölümün Anlamı" ve "Ölüm, BireyToplum". Ölümün sosyolojiyle ilişkilendirilerek ele alındığı ikinci bölüm Türkiye'de pek benzeri bulunmayan yaklaşımlar içerirken, Vehbi Başer'in bu konu ile ilgili olarak kaleme aldığı "Ölüme Sosyolojik Yaklaşımlar" adlı yazısı konuyu değişik yönleri ile kuşatması bakımından dikkat çekiyor. Fakat derginin aylık olarak yayınlanması Batı ve Doğu'da ölüm(süzlük) gibi konuların daha çaplı ele alınmasını engellemiş gibi. Tel: 0 312 418 72 51 

13 Mayıs 1999-Zaman 

Orhan Koloğlu'nun Milliyet Gazete Pazar'daki yazısından:

"Düşünen Siyaset" dergisinin Ağustos - Eylül 1999 sayısında Ahmet Akgündüz ile yapılan söyleşide şöyle bir ifadesi var: "Fatih devri kanunnamelerinde, Türk tabiri, tamamen Müslüman kelimesine eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Mesela, Fatih'in Ceza Kanunnamesi'nde, 15. madde, "Eğer biregu hamr içse, Türk veya şehirlü olsa, kadı ta'zir ura. İki ağaca bir akçe cürm alına". Yani, bir kişi içki içse Müslüman (Türk, Müslüman manasına kullanılmaktadır) ve "şehirlü olsa hadd - i şirb olarak cezalandırılması emr olunmaktadır". (s.61) Buradaki Türk sözcüğünün Müslüman anlamına geldiği doğru mudur?.. Eğer öyleyse şehirli ne demek oluyor, Türkler şehirlerde oturmuyorlar mı?..