Copyright 2017 - Custom text here

Abdullah ÇALIŞKAN

Zen rahipleri geleneksel bir biçimde dünyevi istekleri ve yöntemleri yadsıdıklarının simgesi olarak kafalarını traş ederler. Ozan ve Zen öğrencisi Lew Welch “içini de traş etmediğiniz sürece kafanızın dışını traş etmeniz bir anlam taşımaz” demektedir. Genellikle dışsal inanç modaları ve simgeleriyel gerçek içsel değişmeyi birbirine karıştırırız.

Kafanzıın içini traş etmek gizli gücünüzü ve özgürlüğünüzü boğan kurumuş, ölü inançların zararlı otlarını sökmekle eşdeğerlidir. Kafanızın dışında olduğu gibi içinde de birşeyler büyümektedir ve oraya siz dikmeseniz de onları korku, suçluluk duygusu ve kızgınlıklarınızla gübrelemekte olduğumuz bir gerçektir.

 

Kafanızın içini traşlamak ve inançların, “izimlerin” koltuk değneklerine duyulan gereksinmeyi yok etmek, sizin de saç traşından ya da yüzeysel inanç değişişikliklerinden daha önemli bir farklılık yaratacaktır. Abbie Hoffman bizi sınırlayan “izimlerin” “dili geçmişe” dönüştüğünü ileri sürer.

Bazı inançlara sahip olmanın yanlış bir yanı yoktur. Yalnış olan inançların bizi tutsak etmesidir. Peki bu farkı nasıl öğreneceğiz?

Bu farkı öğrenmenin yolu kafalarımızın içini traşlamaktır. Traşlama, bizi uyutan ve acı çekmemize neden olan inançlar, davranışlar, kavramlar cangılını belirleme ve yükselme süreci olarak tanımlanabilir. Kafamızın içindeki birbirine dolaşmış ve bizi boğan yoksul inanç ve beklenti otları bir kez ayıklandı mı, herşey olanaklı hale gelir ve genişleyen kafamızdan, ruhumuzdan düşünceler bir engelle karşılaşmadan akar gider.

Kafalarımız ve ruhlarımız, yaşamın rüzgarlarının estiği geniş ve boş mağaralar olmalıdır. Oralar, kendimizin saydığımız ve korkuyla sarıldığımız ruhsal ve duygusal çöküntülerin yığıldığı karanlık, kasvetli yerler olmamalıdır.

Tüm Yaşamımızca Yalan Dinledik

Bize bifteği değil kokusunu sattılar. Açık artırmaya girdik fiyatımızı düşük tuttular. Bizi olduğumuz gibi kabullenir göründüler sonra dümdüz ettiler.

Karanlıkta bıraktılar, aydınlanmamızı istediler. Gerçekte öndesiniz deyip arkalara sürdüler. 

Yaşamımız boyunca yalan söylendi.

Daha ne bekliyoruz? Alınlarımıza bar code işlenmesini mi? Böylelikle düşüncelerimiz bilgisayarlarla gözlenip “normal” olarak değerlendirilebilir. İnançlarımız bizi delirtiyor. Ayrıca onlar “bizim” inançlarımız da değil. “Bizim” inançlarımız gerçekte ne olduğumuzu bizden saklıyor.

Ruhsal Cesaret

Günümüzde bir çok uzman sorunun insanların inanacak herhangi bir şey bulamamalarından kaynaklandığını söylüyor. Bu anlayış gülünçtür. Sorun çok fazla inancın ve kolayca inanılacak şeyin olmasından kaynaklanmaktadır. İnançlar genellikle korkakların sığınaklarıdır.

Yaşamı olduğu gibi ve inançlar olmadan göğüslemek gerçek anlamda insanca ve ruhsal bir cesaretin göstergesidir. İnançlar içinde tutsak olmamak en yaratıcı ve doyurucu yaşama biçimidir. Kafamızın dışını traş etmek, manastıra girmek ya da and içmek gibi radikal işler yapmamıza gerçekte gerek yoktur. Şu anda ve yerde uykudan uyanıp, gerçek kimliğimizi yeniden talep etme, reklamın yönlendirici gerginliklerinden ve politikanın küçültücü bölünmüşlüklerinden sıyrılma, dinin aşağılayıcı suçlarından kurtulmayı becerebiliriz. Gerçekte ne olduğumuz konusundaki arayışımızın garip ya da olağandışı olması gerekmez. Bu arayış temelde basit ve sıradandır.

Gerçekte Biz Kimiz

Gerçek benliğimiz düzmece ve sınırlı varlığımızı aşma, değiştirme çabasındandır. Bu süreç “gerçek insan” olma çabasıdır.

Uyanış ve mutluluğun önündeki engeller seçtiğimiz inançlarıdr. Yahudi gizemciler (mistikler) her birimizin benzersizliğimizden söz eden ve büyük bir örüntünün gerekli parçaları olduğumuzu ileri sürerler. Evrensel aydınlanma ve barış her birimiz tümüyle benzersiz kimliğimizi bulup, başkalarının yaşamını yaşamadığımız, başkalarının düşüncelerini düşünmediğimiz hatta başkalarının ölümünü ölmediğimiz zaman gerçekleşecektir.

İnanç ve onların simgelerini değiştirdiğimizde, başka bir deyişle kafamızın dışını traş ettiğimizde değiştiğimizi ya da kendimizi gerçekleştirdiğimzi sanırız. Oysa gerçek böyle değildir.

Riskler ve Kafanızın İçini Traş Etmek

Kafanızın içini traş etmek kendimizle karşı karşıya gelmeyi göze almak demektir. Artık günah keçileri ve kurtarıcılar aramak söz konusu olmayacaktır. Kuşkusuz bu durum “normalin” dışına taşımak olacağı için risklidir de.

Beynimizi traşlamak, ne olmamız gerektiğini, ne olmamız önerildiğini ve ne olduğumuzu düşündüğümüzü deneyen, irdeleyen bir süreçtir. Her aşamada amaç gerçekte ne olduğumuzu anlamaktır. 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.