Copyright 2017 - Custom text here

Şevket UYANIK
İ.Ü., Yüksek Lisans öğrencisi

Hükümetin hazırladığı Anayasa paketi, eğer BDP’den yeterli sayıda ilgiyi görmezse ve AKP içinden de bazı çatlaklar olursa büyük bir ihtimal ile referanduma götürülecek. Türkiye daha önceleri beş defa referanduma gitti ama bunlardan ikisi referandum kelimesinin sözlük anlamının tersi bir şekilde, gizliden gizliye ya da alenen bir baskıyla gerçekleşti. (1961 ve 1982) Öngörülen oylama, tüm kesimlere o dönemde dayatılan ve çoğu kesimin şu an sıkıntı duyduğu 1982 Anayasa’sının bazı maddeleri üzerine olacak. Bu maddelerin ayrıntılarına gazetelerde ve televizyon kanallarında sıkça değinildi. Anayasa paketinin değişen maddelerinden ziyade, öncelikle gelişmiş ülkelerde sıkça başvurulan bu oylama şeklinin tam olarak ne olduğunu, ülkemizde nasıl algılandığını ve nereye doğru gittiğini anlamaya çalışacağız. 


Öncelikle referandum, Anayasa değişikliklerinde ve bazı yasaların kabulü gibi ülke için önem arz eden meselelerde halkın siyasi ve idari iradesine başvurmaktır. Halkın iradesini doğrudan bir şekilde yansıtması bakımından demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Öte yandan Anayasa da, ortaklaşa iradenin sonucu ortaya çıkan, imtiyazları değil, “hak”ları garanti altına alan bir belgedir. Bu bağlamda referandum, doğru bir şekilde yapıldıktan ve halkın büyük bir çoğunluğu bu konuda aydınlatıldıktan sonra olumlu bir girişimdir. Ama gidişata bakıldığında öngörülen referandumun tam olarak neyi tartacağı muallaktadır. Ortada muhalefetin daha içeriğini dahi görmeden reddettiği, kamu kesiminin ve diğer temsil mercilerinin üzerinde ortaklaşa bir görüşe varamadıkları bir taslak bulunmaktadır. Tabi ki Anayasa, hukuki yanlarının yanı sıra siyasi nitelikler taşıyan bir belgedir ve siyasetin bu tartışmalarda varlığı, su götürmez bir gerçektir. Ancak bu referandumda Anayasa değişiklileri mi oylanacaktır, yoksa AKP’nin iktidardaki icraatları mı? AKP iktidarının devamı mı yoksa başka bir siyasi seçenek mi? Yoksa bu referandum seçim için bir ön hazırlık mı? Hükümet halkın çoğunluğunu kapsayan demokratik bir yöntemle resmi ve kapsamlı bir anket çalışmasına mı hazırlanıyor? Neye evet neye hayır diyeceğiz? Eğer bu şekilde bir tablo zamanla oluşur ve referandum sonuçlanırsa, sonuç ne olursa olsun bunun bir siyasi kargaşaya yol açacağı söylenebilir mi?
Nasıl bir anayasa, hangi şekilde?
Keşke Anayasa taslağının içeriğini incelemeden elinin tersiyle onu geri çevirenler daha başka öneriler sunsa. Sonuçta bu hükümet sivil bir Anayasa girişimini daha önce denedi ve bu tür bir değişikliğin gündemlerinde olduğunu sık sık dile getiriyorlardı. AB raporları da özellikle yargı hususunda değişikliklerin yapılmasını sürekli dillendiriyor. Öte yandan uzun zamandır HSYK ve Anaysa Mahkemesi de kendi içlerinde bir reformun gerekliliğinden söz ediyor. Bu süreç zarfında neden muhalefet veyahut bu değişikliğe karşı olan diğer tüm kesimler, üstelik darbe Anayasa’sının niteliklerinden oldukça sıkılmışken, yeni bir Anayasa önerisi getirmiyor? Şöyle bir durumda mevcut ki, 2008’de öne sürülen ve çoğu konuda oldukça net çizgiler içeren Anayasa taslağını(türban serbestliği, YÖK’ün kaldırılması gibi) mahkeme iptal etmişti. İptal sebebinin de –anayasaya aykırılık- içinde çelişkiler taşıdığı malum ve oldukça tartışılabilir bir durum. Peki, aynı durumun bir kez daha yaşanmaması için nasıl bir Anayasa gerekli ve hangi şekillerde referanduma gidilmeli?
Öncelikle değinmemiz gereken bir nokta da, bu parlamentonun Anayasa yapması muhtemel midir? Ülkemizde ki yüzde 10 seçim barajı sebebiyle şimdiki parlamento halkın çoğunluğunu temsil etmemektedir. Bu sebepten dolayı, halkın bir kısmının iradesini yansıtan parlamento, halkın geneli için belli hükümler belirleyecektir. Bu ne kadar kabul edilebilir bir durumdur? Şunu da belirtmek gerekir ki bu meclis, eski Anayasaya göre seçilmiş bir meclistir ve yeni bir Anayasa yapması hukuken ne kadar doğrudur? 
Olumlu yanlarının(geçici 15. madde, askere sivil yargı, kişisel verilere güvence, memura grev hakkı, pozitif ayrımcılık, insan haysiyeti gibi) yanında, Anayasa taslağının oldukça tartışılan yönleri de mevcut bulunmaktadır. En çok tartışılan konuların başında HSYK’nın yapısında ki değişiklik gelmektedir. Adalet bakanının ve müsteşarın HSYK’nın içinde yer alması, yargının siyasallaştırıldığını düşünenlerin en önemli varsayımlarından biridir. Ama AB üyesi ülkelerin bir kısmında bu durum varlığını korumaktadır. Ama Anayasa ile ilgili bir referandum sürecinin bile seçim kampanyası haline ister istemez geldiği bu noktada yargının siyasallaşmasını tartışmamak ve az önce örnek verdiğimiz bu yapıya sahip AB üyesi ülkelerdeki toplumsal bilinçle ülkemizdekini kıyaslamamak içten bile değildir. Tüm tartışmaların dışında önemli olan konu şudur ki, eğer şimdiki meclis tarafından yeni bir taslak referanduma götürülecekse bu Anayasa; bütün din ve düşüncelere eşit uzaklıkta durmayı başarabilen, toplumun tüm kesimlerinin isteklerini biraz olsun karşılamaya elverişli ve bu kesimlerin kaidesiz temsil edildiği ve en önemlisi “hak”ların garanti altına alındığı yeni bir Anayasa olmalıdır. Yeni bir Anayasa’ya olan ihtiyacımız oldukça acildir. Artık insanlar kendi düşünceleri dışında “televizyondaki adam”ın düşüncelerini taşımaktadır. Sadece “başlıkları” okuyan belli bir kitle vardır ve bu referandum sürecinde bu kitle asla içerikten yoksun bırakılmamalıdır. İnsanların evet-hayır yolunda kendi düşüncelerinin oluşturulması sağlanmalı, eğer gerekiyorsa anayasa önerisinin paket halinde oylanması dışında belli kategorilerle sınırlandırılması ve bu şekilde oylanması gerçekleştirilmelidir. Belki bu sayede oldukça ihtiyaç duyduğumuz ve eskilerinden farklı bir Anayasa’ya sahip olabiliriz.

05.04.2010 Saat 02:20

- Düşünen Siyaset -